bilim ve kıyamet
wallup.net

Kıyamet insanoğlunun en merak ettiği konulardan şüphesiz en birincisidir. İnsan nasıl öleceğini ve yaşadığı dünyanın ne zaman son bulacağı konusunda engellenemez bir merak içerisindedir ve bu böyle olunca ister istemez kıyamet alametlerini araştırmaktan da kendini alıkoyamaz.

Peki o zaman bu alametlerden bazılarına göz atalım.

Hadisler ve Kur’an’a göre kıyametin geleceği gün dünyada ateş çıkacak, gökten duman inecek, Kabe yıkılacak, Hristiyanlığın çarmıha gerilen peygamberi Hz. İsa gökten inecek ve deccal gelecek. Dikkat çeken bir başka alamet de Güneş’in batıdan doğacağı, doğudan da batacağı yönünde. Düşünmeden yorumlamak ve inanmak konusunda iyi olduğumuz inkar edilemez, peki bu alametleri hiç düşündük mü? Ya Güneş 300-400 yıldır zaten batıdan doğuyor ise?

İnsanoğlunun ilk zamanlarından beri süregelen bir üstünlük vardı ki Şark (Doğu), Garp’tan (Batıdan) üstündü. Ülkeler olsun, yetişen alimler olsun, mucitler – icatlar olsun hep doğuda daha üstteydi ve batı karanlık bir dönemdeydi. Nasıl ki bugün dünya haritasının sol tarafındaki ülkeler sağdakilere söz geçirebiliyorsa o zamanlar da sağ taraftakilerin mutlak bir üstünlüğü vardı. İslam geldikten ve hilafet de Osmanlı Devleti’ne geçtikten sonra Osmanlı ile Haçlılar arasında yaşanan savaşlar çok şey değiştirdi. Osmanlı topraklarında bulunan icatlar ve fikirler gerçekleşen Haçlı Seferleri ve batılı devletler ile gerçekleştirilen savaşlar sonucu batılı devletlere de geçti. Milletler arası etkileşimle aldıkları birçok aleti kullanan batılı devletler bu aletlerle ilk önce bağnazlaşmış fikir duvarlarını yıktılar. Kiliseye aşırı fazla bir şekilde bağlı olan bu devletler önce bu bağlılıktan aldığı güvenle ilginç ve saçma emirler veren kiliselere dur dediler. Kiliselerin ibadet mekanı olduğunu hatırlayıp verdiği saçma emirlere hayır dediler. Yine bilinçlenen batılı halk bilim üzerine çalışmalara yoğunluk vermeye başladı, doğudan çıkmasına alıştığımız icatların yeni adresi haline geldi. Zamanla kendini ve icatlarını geliştiren Avrupa halkı zamanla saltanatlara, düzensizliklere de baş kaldırdı ve milliyetçilik akımları da gerçekleşti. Rönesans ile bilimsel varlığını “resmen” ilan eden Avrupa 150 – 200 yıllık bir geçiş sürecinin ardından varlığını dünyaya hatırlattı. Bu sürecin ardından sömürgeleşme yarışına giren batılı devletler bu konuda tatmin olmayınca da dünya üzerinde etkisi uzun sürecek olan Dünya Savaşlarına başladılar. 1914 – 1918 yılları arasında gerçekleşen Birinci Dünya Savaşı ve 1939 – 1945 yılları arasında gerçekleşen İkinci Dünya Savaşı’nın yaralarını sarmak çoğu devlet için uzun sürdü ve bunun sonunda ülkeler mevcut şekillerini aldılar. Yıllar geçse de bilim denen şeyin hala batının elinde olduğunu görüyoruz. Dünyada sözü geçen devletlerin de birçoğu bilimle elbette doğru orantılı olarak batıda.

Birçok ayette ve hadiste de dinimizin bilime verdiği önemi görebiliyoruz; sadece İslam’da değil İsevilik ve Musevilik’te de bilim en az İslam’da olduğu kadar önemli sayılmaktadır. Peki ya “Batı’dan Doğan Güneş” bilim ise? Belki de kıyametin bir alameti gerçekleşmiş demektir, ne dersiniz? Eğer bağnaz fikirlere sahipseniz “Saçmalama, olur mu öyle şey!” diyebilirsiniz, fakat yine din, bizim yorumlamamızı ister. Buna katılmasanız da Güneş’in ülkemizden doğması için çalışmak ve bağnaz fikirlere kapılmadan her konuda eleştiriye açık olmak bizim için en hayırlı olanıdır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here