kadının toplumdaki yeri

Tarih boyunca farklı toplumlarda ve kültürlerde meydana gelen değişimler ile kadının toplum içerisindeki statüsünün de değişimi gerçekleşmiştir. Tanrılar arasında tüm güçlere sahip olan Ana Tanrıça’dan(Kybele), tüm güçlere sahip olan  Fırtına Tanrısı’na(Zeus) gibi farklı tanımlamalar ie birlikte Ana Tanrıçanın gücünü kaybederek Zeus’un eşi Hera’da görüldüğü gibi bereket tanrıçasına dönüşmesi dikkat çekerken tanrılar panteonunun zamanla değişerek erkek bir tanrının öne çıkması söz konusudur. Milattan önce Anaerkil şekilde yaşayan toplumlar son buzul çağından sonra yani 11 bin yıl önce Ataerkil düzene geçmiştir.

Avcı ve Toplayıcı toplum – Anaerkil Düzen

İnsanların hem avcı hem de toplayıcı olarak yaşadığı çağlarda kadın ile erkeğin rolleri eşite yakındı. Yapılan araştırmalarda da bu dönemde kadın ile erkeğin bedensel özellikleri bakımından güç ve çeviklik olarak ciddi hiçbir farkın olmadığını ortaya koyuyor. Avlanma, toplama, yırtıcı hayvanlara müdahale etme gibi görevler birlikte yapılıyordu. Kadınlar topluluğun erkekler kadar güçlü ve saygı gören üyeleridir. Kadın evinin yemeğinden sorumlusu olursa, erkekte avlanma işleriyle görevliydi. Hatta o dönemdeki toplulukların lideri kadınlardı. Kadının gücü ve ona duyulan saygı artarken özel mülkiyetin olduğu yerlerde miras anneden erkek çocuklarına değil kız çocuklara geçiyordu.

Hayvancılık ile Uğraşanlar – Ataerkil Düzen

12.000 yıl evvelki son buzul çağı sona erdiğinde ortaya çıkan arazilerde toprağın sert olması çiftçilik için zordu. O nedenle hayvan yetiştirmek konusunda gelişen insanoğlu, göçebe bir hayat yaşadıkları için küçük çocuklar ve yaşlıları önemli bir sorun olarak görüyordu.

Dolayısıyla hayvan yetiştiren bu topluluklarda kadınlar erkeklerle boy ölçüşecek kadar güçlü bir durumda değildi. Kadın güçsüz görülerek sürekli hizmetçi rolüne itilmektedir. Zorunlu evlilik ve komşu topluluklardan kadınların zorla kaçırılması ve hayvan yetiştiricisi olmaları en bilinen uygulamalardandır.

Kadın, eko sistemin ana üreticisi olduğu için çiftçilik yani tarımda büyük bir saygı görüyordu. Hayvancılık ile birlikte bu da tehlikeye girerek ikinci olana düşen bir kadının tablosunu çizmektedir.

Antik Yunan’da Kadının Yeri

Yunan şehirlerinde kadınların çok az ve kısıtlı hakları vardı. Yunanlı bir kız için evlilik yapma şartı ergenlikten hemen sonra mecburidir ancak hem de kendisinden 10 veya 15 yaş büyük bir erkekle yaşamaya mecbur olması söz konusudur. Kadınlar Antik Yunan’da da hayatları boyunca babaları, kocaları veya diğer erkek akrabalarının hakimiyeti ve boyunduruğunda yaşarlardı. Erkek çocuk doğurmak kadının değerini arttırırken kadınlar mal mülk edinemezlerdi.

Miras hakkı olmayan kadınlara adeta haremlik ve selamlık uygulamaları dayatılıyordu. Erken doğum veya birden fazla doğum nedeniyle kadınların pek çoğunun hayatını kaybettiği de bilinen veriler arasındadır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here